Eminhaber.Org
Ana Sayfa MANŞETLER, RÖPORTAJ 6 Haziran 2014

Adnan Oktar’ın “Aslanları”

Gökalp Barlan, Emre Acar, Erdem Ertüzün ve Bülent Sezgin; A9 televizyonu yorumcuları. Adnan Oktar’a yakınlıklarıyla olduğu kadar düzgün fizikleri, eğitimleri ve kariyerleriyle de dikkat çekiyorlar. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ‘kedicikleri’ ağır bir dille eleştirmesinden sonra gözler Adnan Oktar’ın “aslanlar” dediği erkek talebelerine çevrildi. Aslanlarla aynı arenaya girdim ve korkusuzca sordum: Sizin amacınız ne?

 

Siyasi söylemleri ve dini yorumlarıyla gündemden düşmeyen bir isim Adnan Oktar. Kendisi kadar, internet üzerinden yayın yapan A9 televizyonunda program yapan öğrencileri de gündemde. Frapan kıyafetleri, aşırı ve abartılı makyajlarıyla, birer Barbi bebek görüntüsüne sahip entelektüel ‘kedicikleri’ kadar, ‘aslanlar’ dediği erkek öğrencileri de ilgi çekiyor. Çok ses getiren Adnan Oktar’ın hanım talebeleri oOktar‘Kedicikler’ röportajımın ardından bu defa da aslanlarla konuştum. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın “ekrana dekolteyle çıkıyorlar” sözüyle eleştirdiği ‘kedicikler’ birkaç gün ekrandan uzak kalmış, gözler erkeklere çevrilmişti. Zira Adnan Hoca’nın erkek talebeleri, eleştirilere nispet; televizyon programında türkü söylemiş ve halay çekmişlerdi…

 

BİZİM VASIFLARIMIZDAKİ KİŞİLERİN BEYNİ YIKANAMAZ

 

aslanlar-2GÖKALP BARLAN/İş adamı

 

-Eğitiminiz ve kariyerinizle alakalı bilgi verir misiniz?

 

Üniversitede iş idaresi eğitimi aldım ve şu an kurucusu ve ortağı olduğum inşaat şirketinde Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak aktif iş hayatımı sürdürüyorum. Projelerimiz gereği sık sık yurtdışında olmam gerekiyor. Ülkemizin hemen her şehrinde olmak üzere Evrenin Yaratılışı, İnsanın Yaratılışı, Biyomimetik ve Kuran’ın Bilimsel Mucizeleri konularında 300’den fazla konferans verdim. Aynı zamanda A9 TV’de canlı yayın programlarına konuşmacı olarak katılıyorum. Programlarımızda arkadaşlarımızla bilimsel, siyasi ve güncel konularda konuşuyoruz. Yine A9 TV’de dünyaca ünlü konuklarımızın katıldığı ‘Building Bridges’ adlı İngilizce yayınlanan programımızı Amerika’da bir network olan WTPN ile birlikte düzenli olarak gerçekleştiriyoruz.

 

-Adnan Oktar’la birlikte olanların beyinlerinin yıkandığı ve ailelerinden uzaklaştığı konuşuluyor, ne diyeceksiniz?

Adnan-Oktarin-aslanlari_1396813050

Öncelikle buna aklı başında kimsenin inanması mümkün değil. Arkadaşlarım ve ben, hepimiz kolej ve üniversite eğitimi almış, okullarını derecelerle bitirmiş insanlarız. Arkadaşlarımın birçoğu Türkiye’nin önde gelen köklü ailelerine mensuptur ve hepsi son derece zeki, kültürlü, aydın, aklı başında, kaliteli, görgülü, nezih kimselerdir. Hepimiz en az iki yabancı dil biliyoruz hatta birçoğumuz iki üniversite eğitimi aldık. Böyle kişilerin ‘beyinlerinin yıkanması’ gibi bir iddia akıl ve mantık dışı. Ama beyinlerimiz Hocamız vesilesiyle Darwinist eğitim sonucu oluşmuş olan bütün kirlerden, yanlış düşüncelerden, hurafelerden yıkanıp tertemiz hale geldi. Bu anlamda söylüyorlarsa zaten bu çok şükredilecek bir şey. Ailelerle ilgili konuya gelince; bir kısım basın organında isimleri duyulan üç-beş ailenin malum sebeplerle ortaya attığı, doğru olmayan bir iddia bu. Zaten bu iddiaların asılsızlığı idari makamlar tarafından da defalarca ispatlandı. Benim ve arkadaşlarımın çoğunun aile bağları çok güçlüdür. Ailem düşüncelerime her zaman saygı gösterdi, dinimizin gereklerini yaşamak isteğimi söylediğimde de bunu sevinçle karşıladı. Ailelerimiz bizlerin manevi değerlere bağlı, milliyetçi, Atatürkçü, devletimizin birliğini, bütünlüğünü savunan, yasalara saygılı yaşantımızı her zaman destekliyor ve teşvik ediyorlar.

 

-Her zaman ‘güzel çocuk’ muydunuz, ailede ilgi alaka üzerinizde miydi?

 

Evet, ilkokul, ortaokul ve daha sonra üniversite yaşantımda hep ilgi gören bir insan oldum. Okul yıllarında hobi olarak mankenlik yaptım. Birçok yarışmada dereceye girdim, UNICEF yararına yurtdışında birçok defileye katıldım, organizasyonlarda bulundum… Sayın Adnan Oktar hocamızla tanıştıktan sonra kendisinden gerçek İslam’ı öğrendim ve İslam dinine uygun bir şekilde yaşama kararı aldım… Küçükken de vicdanlıydım, güzel huyluydum. Çevremdeki insanları kırmaktan, incitmekten çok sakınırdım. Hep güzellik sunmak isterdim insanlara. Çok fazla dostum, kardeşim olsun isterdim. Elhamdülillah Allah bana bunu nasip etti.

 

-Darwin teorisine şiddetle karşı çıkmanızı eleştirenler var, hatta teoriyi sizin canlı tuttuğunuz söyleniyor?

 

Evet, söylediğiniz gibi “Neden sürekli evrim teorisini anlatıyorsunuz, bu teoriye inanan mı kaldı” diye soranlar oluyor. Oysa bu düşünce, insanların içine düştüğü çok büyük bir yanılgı. Zaten böyle bir yanılgının içinde bulundukları için insanların birçoğu nasıl bir tehlike altında olduklarını fark etmiyorlar. Dünyada birçok ülkede Darwinizm resmi ders kitaplarında okutuluyor. Bu okullarda ders veren bir eğitmen bu konuya itiraz edemiyor bile. Çünkü en ufak itirazlarında uygun bir bahaneyle işlerinden atılıyorlar. Bunun birçok örneğini görüyoruz. Ayrıca evrim propagandası yapan kişiler bunu çoğu zaman gizli yöntemlerle de yapıyorlar. Dergilerde, kitaplarda, haber sitelerinde satır aralarında lafebeliği yaparak; yanlış örneklendirmeler, kelime oyunları, çarpık mantık örgüleri kurarak halkı yanıltmaya çalışıyorlardı ki, Sayın Hocamız Adnan Oktar’ın yürüttüğü yoğun antidarwinist çalışmalarla insanların evrim teorisini halka empoze etme şevkleri kırıldı. Yoksa evrim teorisi ile ilgili telkin sinsice çok yoğun bir şekilde devam ediyordu. Hocamız evrim teorisiyle ilgili ortaya atılan her yeni aldatmacaya bilimsel çok akılcı cevaplar vererek artık evrimcileri doğruları çarpıtmaya cesaret edemeyecekleri hale getirdi. Evrim teorisinin en yıkıcı yanlarından biri hayatı bir yaşam mücadelesi olarak görmesi ve bu çarpık bakış açısında zayıfların yok olması gerektiği inancıdır. Temelini evrim teorisine dayandıran komünizm ve faşizm gibi ideolojiler de dünyada geniş kitleleri hala yönlendirmekte. Bu ideolojiler yüzünden bildiğiniz gibi milyonlarca insan hayatını kaybetti. Ülkemizdeki PKK terörünün fikri altyapısını da yine Darwinizm oluşturuyor.

 

-Nasıl yani?

 

Dünyanın tesadüfen meydana geldiği, hayatın güçlü olanın zayıf olanı ezeceği bir mücadele alanı olduğu, hayatta kalmak için savaşmanın şart olduğu telkiniyle beyni yıkanan insanlar gelişmiş bir hayvan türü olarak gördükleri diğer insanları öldürmekte bir sakınca görmüyorlar. Halbuki günümüzde evrim teorisinin geçerli olmadığını ispat eden 650 binden fazla fosil var. Buna karşılık canlıların birbirinden evrimleşerek geliştiklerini gösteren tek bir ara geçiş formu yok. Zaten tek başına bu bilgi evrim teorisinin doğru olmadığını göstermesi açısından yeterli. Dolayısıyla evrim teorisinin gülünç boyutlara varan senaryoları karşısında insanlara bu bilgiler akılcı, tutarlı ve bilimsel delillerle anlatıldığında zaten aklı başında bir insanın evrime inanması mümkün değildir. İnsanları, hayvanları, bitkileri, meyveleri, ağaçları özetle her şeyi Allah bir anda “Ol” demesiyle yoktan var etmiştir. İnsan dünyada Allah’a kul olmakla sorumlu. Bu dünya imtihan yeri. Asıl gerçek yurdumuz ahiret. Hepimiz bir gün mutlaka öleceğiz ve Allah’ın huzurunda sorguya çekileceğiz. Bu gerçeği bilerek yaşayan insanların olduğu bir toplumda bütün acılar son bulacaktır. Biz de insanların barış, huzur, güven, neşe, mutluluk içinde yayacağı bir dünyanın oluşması için geceli gündüzlü Allah rızası için gayret ediyoruz.

 

-Bir süredir erkekler ekranda yoktu sanki; bir sebebi mi var?

 

Aksine, arkadaşlarımız her gün A9 kanalında Allah’ın yaratma delillerini, Kuran mucizelerini, Darwinizmin bilimsel geçersizliğini anlatıyorlar. Pek çok arkadaşımız Hocamız Sayın Adnan Oktar’ı temsilen yine yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda toplantıya, konferansa katılıyorlar. Ülkemizin dört bir yanında düzenli olarak fosil sergilerimiz oluyor. Dolayısıyla gerek erkek arkadaşlarımız gerekse bayan arkadaşlarımız Allah rızası için hiçbir karşılık beklentisi olmaksızın fikren sürekli bir faaliyet içerisindeler ve Kuran ahlakının tüm dünyaya en güzel, en doğru şekilde anlatılması için ciddi bir gayret gösteriyorlar.

Adnan-Oktarin-aslanlari_1396813011

ARINÇ’IN GELİNİ DE DEKOLTE GİYİYOR!

 

-Sayın Bülent Arınç neden sizleri hedef aldı?

 

Aslında Bülent Arınç bu sözlerle sadece bizleri değil, Türkiye’nin yüzde 80-90’nını hedef aldı. Çünkü bildiğiniz gibi Türkiye’deki bayanların çok büyük bir bölümü dekolte giymeyi tercih ediyorlar. Yazın plajlarda bikini, mayo ile geziyorlar. Birçoğunun başı açık. Yani bu sözler sadece bizim bayan arkadaşlarımıza değil, neredeyse Türkiye’nin tamamına yönelik söylenmiş sözler ama ben Bülent Arınç’ın bu sözleriyle kendi yaşam şekli arasında ciddi çelişkiler olduğunu düşünüyorum. Çünkü Bülent Arınç’ın oğlunun eşinin de başı açık. Dekolte giyiniyor. Mini etekli resimleri var. Oğlunun mezuniyet töreninde gelininin oldukça dekolte resimleri mevcut. Oğluyla el ele pozları var, birbirlerine sarılıyorlar, öpüyorlar, tebrik ediyorlar. Üstelik o dönemde oğluyla evli veya sözlü değil. Bülent Arınç, oğlunun geliniyle uzun seneler flört etmesinden memnuniyet duyduğunu, başı açık olmasına karışmadığını, bu bayanı böyle sevdiğini ifade ediyor. Ayrıca Bülent Arınç birçok defileye izleyici olarak katılıyor. Bu defilelerde bayan mankenler mini eteklerin, dekolte kıyafetlerin tanıtımını yapıyorlar. Kendisi bunları alkışlıyor, birçok dekolte bayanın nikah şahitliğini yapıyor. Şarkı söylüyor, kahkaha atıyor, bayanlara elleri ile yemekler yediriyor. Bunların yapılması bizim eleştirdiğimiz hususlar değil, ama kendisi bunları ahlaksızlık, edepsizlik olarak söylerken, diğer taraftan kendi aile yapısı içinde teşvik ediyorsa, bu sözleri samimi bulmam mümkün değil. Ayrıca, şunu belirteyim ki benim bayan arkadaşlarım nasıl davranacaklarını, nasıl güleceklerini, nasıl konuşacaklarını çok iyi bilen kişiler. Bayan arkadaşlarımızın arasında çarşaflı, başörtülü arkadaşlarımızın sayısı da oldukça yüksek. Türkiye demokratik bir ülke, kanunlara saygılı olunduğu müddetçe herkesin istediği yaşam tarzına uygun bir hayat sürmesi en doğal hakkıdır. Eleştiri de, muhalefet de demokrasinin gereklerindendir ancak kişinin söylediği sözlerin inandırıcı olması için benim kanaatime göre kendisiyle veya yaşam şekliyle bu sözlerin çelişmemesi gerekir.

 

BİZLERE DE ASLANLAR DİYOR!

 

EMRE ACAR/İş adamı

 

-Fazla ‘düzgün’ olduğunuzu düşünüyorum, bir eleştiri değil bu ama her zaman bakımlı olmak, iyi giyinmek zor değil mi?

 

Çok teşekkür ederim ama güzelliğin tümünün Allah’a ait olduğunu hiçbir zaman unutmamamız gerekir. Rabbimiz sonsuz güzeldir, bizler Rabbimizin sadece birer tecellileriyiz. Allah’ın bizlere nasip ettiği nimetler için Rabbimize sonsuz kere hamd ediyoruz. Allah bize bu güzelliği bir emanet olarak veriyor, bu emanete ancak çok bakımlı, çok temiz ve çok özenli olarak en güzel şekilde sahip çıkabiliriz. Tabii ki hepsi için ayrı ayrı emek gerekiyor, vakit ayırmak gerekiyor. Ama temizlik ve bakım için vakit ayırmayı bir kayıp olarak görmemek lazım. İnsanın kendisine gösterdiği özen hem kendisine hem de çevresindeki insanlara duyduğu saygının bir göstergesi, ama hepsinden önemlisi Allah’a olan imanının önemli bir alameti. İnsan ne kadar güzel ve yakışıklı olsa da bir gün yaşlanacak ve mutlaka ölecek. Önemli olan kişinin imanıdır, takvasıdır, ahiret için gayret etmesi, İslam’ın menfaatleri için hayırlı işler yapıp güzel sevaplar kazanmasıdır. Bir Müslümanın her zaman her yerde çok kaliteli, asil ve bakımlı olması gerekir. Müslüman erkekler de, Müslüman hanımlar da her zaman dünyanın en güzel giyinen, en klas, en bakımlı, en kültürlü, en çağdaş insanları olarak bütün dünyaya örnek olmalıdırlar. Allah’ın ve Peygamber Efendimiz (sav)’in beğendiği ahlak budur. Bu özellikler için tabii ki bir emek gerekiyor ama bu, kişi için bir zevktir, nimettir.

 

-Bir gününüz nasıl geçer, her gün spor yapıyor musunuz?

 

Genel anlamda her günüm çok yoğun geçer ve çok da hareketlidir. Uykuya gereğinden fazla asla vakit ayırmam. Çünkü ahir zaman gibi kutlu bir dönemde yaşıyoruz. Zaman bizim için çok önemli, İslam ahlakının yayılması, Müslüman aleminde yaşanan zulümlerin bir an önce durdurulması için yapacağımız çok fazla önemli ilmi faaliyetimiz oluyor. Sabah ilk uyandığımda önce Kuran okurum, ardından hızlıca gazetelere göz atarım. Her gün düzenli spor yapıyorum. Ayrıca her gün gündüz A9 TV’de, “Ahirzaman ve Yaratılış Delilleri” isimli programımızın çekimleri oluyor. Akşamları da Hocamızla birlikte en az 4-5 saat süren canlı yayınımız oluyor. Ayrıca ilgilendiğim ticari işlerim de var.

 

-Adnan Oktar’ın hanım öğrencileriyle alakalı yaptığım haberden sonra pek çok eleştiri e-maili aldım; çok eşliliğe nasıl baktığınızı öğrenmek istiyorlar en çok…

 

Biz Atatürkçü, laik, devletine ve kanunlara saygılı insanlarız. Arkadaşlarımızın birçoğu evli ve kanunlara uygun bir evlilik hayatına sahip, aksi mümkün değil.

 

-Adnan Oktar’la beraber olmak ne anlama geliyor, onun öğrencisi olmak nedir, herkes öğrencisi olabilir mi?

 

Sayın Adnan Oktar gibi bir insanı tanımak benim için çok büyük bir nimet ve şereftir. Kendisi ile tanıştıktan sonra hayatım çok değişti ve güzelleşti. Sayın Adnan Oktar çok akıllı, samimi, vicdanlı ve Allah’tan çok korkan güvenilir bir insan. Hayatımda en çok Adnan Oktar Hocamıza güvenirim ve çok değer veririm, çünkü senelerdir karşılaştığı her olaydaki imani derinliğine, Allah sevgisine, Allah korkusuna şahidim. Hocamız insanın düşündüğü ama içinden çıkamadığı birçok konuda çok seri ve akılcı çözümler sunar. Çok neşeli ve esprilidir. Bulunduğu ortama her zaman neşe, sevinç ve huzur hakimdir. Her zaman öncelikli olarak karşısındaki kişinin rahatını, konforunu ve sağlığını düşünür. Sayın Adnan Oktar ile benim ve diğer arkadaşlarım arasında hocalık-öğrencilik ilişkisi yok. Zaten canlı yayınlarımızda da görüyorsunuz, biz kendisiyle arkadaş gibiyiz ve yanında çok rahat ederiz. Kendisi bizim çok sevdiğimiz, çok saygı duyduğumuz, aklına, imanına, takvasına, samimiyetine, İslam yolundaki azimli çalışmalarına hayran olduğumuz, örnek aldığımız bir büyüğümüz, ağabeyimizdir. Kendisiyle tanışma imkanı yarattığı için Allah’a her gün çok şükrediyorum.

 

-Aileniz veya çevreniz, Adnan Oktar ile çalışmanızı yadırgadı mı, karşı çıkan oldu mu?

 

Hayatım boyunca ailem benim kararlarıma her zaman saygı duymuştur. Ben kendi kararlarını verebilen, doğruyu yanlıştan ayırt edebilen aklı başında reşit bir insanım. Benim için her zaman vicdanım önceliklidir. Bir olay karşısında mantığımla vicdanım karşı karşıya geldiğinde her zaman vicdanımı tercih ederim. Bu da benim hep çok huzurlu olmama vesile olur. Ben Sayın Adnan Oktar’la tanıştığımda çevremdeki hiç kimseden tepki görmedim. Ama görmüş olsam da, bu bir şey değiştirmezdi. Çünkü vicdanım bana iyi, dürüst, güvenilir, samimi, candan, merhametli, affedici, sabırlı, vefalı, ince düşünceli, anlayışlı, kardeş gibi gördüğüm insanlarla dost olmamı ilham ediyor. Sayın Adnan Oktar’ı ilk tanıdığım an, bu özelliklere sahip insanlarla Allah’ın beni karşılaştırdığını hemen anladım. Bunun Allah’ın bana lütfu olduğunu hissettim. Ve hayatımı bu değerli insanlarla arkadaştan da öte kardeş olarak geçirme kararını o an verdim. Allah’ın dilemesiyle bu dünyada ölene kadar, ahirette de inşallah Allah cennet nasip etsin sonsuza kadar kardeşlerimle beraber olmak için sürekli dua ediyorum.

 

-Adnan Oktar hanım talebelerine kedi/kedicikler diyor, size böyle bir hitabı var mı; size aslanlar diyebilir miyiz?

 

Kedicikler tabiri aslında internet ortamında takipçilerimiz tarafından hanım arkadaşlarımıza yapılan güzel bir benzetme. Tabii ki Hocamızın kedilere olan coşkulu sevgisi bunda etkili olmuş olabilir. Kedilerin sevimliliği, temizliği, yüzlerindeki masum ifade, sevilmekten şiddetli zevk almaları gerçekten çok dikkat çekici. Aynı şekilde aslan benzetmesi de yine takipçilerimiz tarafından erkek arkadaşlarımız için kullanılan bir benzetme. Arslan güçlüdür, güç sembolüdür, sadıktır, ailesine çok bağlıdır, korur, gözetir, aynı zamanda çok bakımlı ve gösterişli bir görünüme sahiptir. Bu manada çok güzel bir benzetme. Müslümanlar da birbirlerinin kardeşidir, birbirlerini korur, gözetir, birbirlerine müthiş bir merhametle bağlıdır, aynı zamanda ruhen ve bedenen çok temiz, bakımlıdır ve nurlarından kaynaklanan bir gösterişe sahiptir. Dolayısıyla Hocamız da zaman zaman bizlere aslan der tabii ki.

 

MAŞALLAH DEMEK BÖBÜRLENMEK DEĞİLDİR

 

ERDEM ERTÜZÜN/İş adamı

 

-A9 kanalında ne yapıyorsunuz, sohbet toplantılarınızda neler anlatıyorsunuz?

 

A9 TV kanalında her gün yayınlanan ‘Ahir zaman ve Yaratılış Delilleri’ isimli bir programımız var. Çok değerli konuşmacı arkadaşlarımla birlikte ahir zaman, Darwinizmin geçersiziği, Allah’ın yaratma delilleri, iman hakikatleri gibi konularda anlatımlar yaparak halkımızın bilgilendirilmesine, imanlarının pekişip derinleşmesine vesile olmaya çalışıyoruz. Bizim gibi genç insanların Allah’tan, dinden, dünyanın ölümlü olmasından bahsetmesi çok etkili oluyor. Tabii hidayet nasip edecek olan yalnızca Allah’tır. Bizler birer vesileyiz sadece. Arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde her zaman Allah’ı anarız, Kuran okur sohbet ederiz. Ama birlikte yemek de yeriz, müzik de dinleriz, eğleniriz, bir yerlere gideriz ama bunları yaparken de her zaman Allah’ı anarız. Tüm arkadaşlarım Kuran’da Allah’ın beğendiği güzel ahlakı yaşamaya çok itina ederler. Çünkü din ile günlük yaşam iç içedir. Bu bakış açısı toplumda çok yanlış biliniyor. Din hayatın sadece belirli vakitlerinde yaşanmaz, hayatımızın her anına hakimdir. Çünkü bizler her an Allah’la beraberiz, her anımızda, yalnız kaldığımızda da Allah’ın beğendiği ahlak ve tavır içinde olmamız gerekir.

 

-Adnan Hoca’nın size en çok Maşallah dediği husus nedir? Kilom şu, boyum bu, kol çevrem şu kadar santimetre gibi ölçülerinizi söylemek bir anlamda böbürlenmek değil midir?

 

Öncelikle şunu belirteyim; maşallah ve inşallah ifadeleri çok önemli zikirlerdir. Bir Müslüman bir güzellik gördüğünde bu güzelliği yaratanın Allah olduğunu bilir ve “Allah ne güzel yaratmış” anlamına gelen “maşallah” kelimesini zikreder. İleride yapacağı işler için de Allah’ın Kuran’da bizlere bildirdiği gibi “mutlaka yapacağım” demek yerin Allah izin verirse – inşallah yapacağım der. Bu iki kelimede derin anlamlar olduğuna Allah Kuran’da Kehf Suresi’nde işaret etmiştir; inşallah, maşallah çok diyenler dünyaya manen hâkim olacaklar. Müslümanlar güzel insanlardır; dinç, modern, canlı, sevgi dolu, merhametli, aydın, görgülü, eğitimli olur bir Müslüman, kendisini sürekli geliştirir. Atletik olmak da bu özelliklerden biridir. Ve tabii ki Müslüman kendisine verilen güzellikler ve tüm özellikler için Allah’a sürekli şükreder ve bunların tek sahibinin Allah olduğunu bilir. Dolayısıyla bir övgü yaptığımızda biz aslında Allah’ı övmüş oluyoruz. Hocamızın Allah’a olan derin sevgisiyle yaptığı çok değerli övgüleri de bizim için çok büyük şereftir.

 

AMACIMIZ İSLAMIN GÜZEL YÜZÜNÜ GÖSTERMEK

 

ERDEM ERTÜZÜN/İş adamı

 

-İbadet hayatınızın ne kadarını kapsıyor, ne zaman muhafazakar bir hayat seçmeye karar verdiniz?

 

Benim annem, bütün teyzelerim ve dayım çok uzun yıllardır Adnan Oktar’ı tanıyorlar ve Hocamıza aşkla, şevkle bağlılar. Dolayısıyla ben çok küçük yaşlarımdan itibaren Sayın Hocamız vesilesiyle öğrendiğimiz gerçek İslam’ı tanıyarak büyüdüm. Hocamızın eserleri benim hayata bakış açımın iyice olgunlaşmasına vesile oldu ve Kuran’da Rabbimizin bizlere tarif ettiği İslam dininin bağnaz zihniyete sahip birtakım insanların topluma empoze ettiği hurafelerden kesinlikle farklı olduğunu görmemi sağladı. Bizzat Hocamızın yaşantısına bakarak aslından Kuran’a tam uygun yaşayan Müslümanların Allah’ı delice bir aşkla ve tutkuyla seven, çok samimi Allah korkusu ve sevgisine sahip, çok sevgi dolu, medeni, adaletli, akıllı, neşe dolu, modern insanlar olduğunu anladım ve ben de İslam’ı gerçek haliyle yaşayıp bütün dünyaya İslam’ın gerçek güzel yüzünü göstermeye karar verdim. Peygamberlerimizi örnek alarak, yüksek ahlak sahibi bir insan olmaya ve huzur, barış, sevgi, adalet, merhamet dini olan İslamiyet’i insanlara anlatmaya, bu yönde çalışmalar yapmaya karar verdim. İbadet denince insanların aklına sadece namaz, oruç geliyor. Halbuki Müslümanların hayatının her anı ibadet hükmünde oluyor. Allah bir ayette “Benim ölümüm, dirimim, namazım ve ibadetlerim alemlerin Rabbi olan Allah’ındır” (6/162) diye bildiriyor. Benim de her adımım Allah’ın rızasını kazanmak içindir. Nasıl her gün kıldığım 5 vakit namazım Allah rızası içinse, spor yapmam da, yemek yemem de, eğlenmem de, uyumam da özetle bütün hayatım Allah rızası için. O yüzden din benim hayatımın bütününü kapsıyor.

 

-Okuyucularımız; hanım arkadaşların hepsinin ‘estetik mucizesi’ olduğunu yazdılar bana yolladıkları e-maillerde; bu bakış açısına ne diyeceksiniz? Erkeklerin de estetikleri var mı?

 

Hayır, ne hanım arkadaşlarımızda ne de erkek arkadaşlarımızın hiçbirinde herhangi bir estetik yok. Arkadaşlarımın hepsi Allah’tan bir nimet olarak son derece doğal ve dünya çapında çarpıcı bir güzelliğe sahipler. Hem çok güzeller, hem de Allah’a olan imanlarından, samimiyetlerinden ve güzel ahlaklarından kaynaklanan, başka insanlarda pek rastlayamayacağınız müthiş bir nur ve temizlik var yüzlerinde. Arkadaşlarımın pek çoğunun facebook, twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde yayınladıkları çocukluk fotoğraflarına da bakarsanız, güzelliklerinde dıştan müdahaleyle bir değişim olmadığını çok net görürsünüz.

 

ON YIL SONRA TÜRK İSLAM BİRLİĞİNİ GÖRMEK İSTERİZ

 

BÜLENT SEZGİN/İş adamı

 

-Allah herkesi güzel yaratmamış mıdır, neden güzelliğe bu denli övgü yapıyorsunuz?

 

Allah’ın yarattığı bütün güzellikler Müslümanın ruhunda derin bir heyecan ve coşku oluşturur. Allah’a iman eden insanlar bunlardan şiddetli zevk alacak şekilde yaratılmıştır. Dünyadaki en etkileyici nimetlerin başında da insan güzelliği özellikle de kadınların güzelliği gelir. Nasıl ki çok güzel bir tablo gördüğümüzde, o tabloya beğenimizi dile getirdiğimizde aslında övgümüz o tablonun ressamınadır, güzel bir insan gördüğümüzde de ona duyduğumuz hayranlığın, aslında o güzelliğin sahibine ait olduğunu biliriz ve övgümüzü o insanı yaratan Rabbimize yönelik ifade ederiz. Bizim çok sık “maşallah” dememizin nedeni de budur. Her güzellik karşısında beğenimizi, övgümüzü Allah’a yöneltiriz ve Allah ne güzel yaratmış deriz. Dolayısıyla biz aslında bir kişideki güzelliği överken de, ona iltifat ederken de gerçekte Allah’ı yüceltmiş, O’nu övmüş zikretmiş oluyoruz.

 

-Bir diğer eleştiri de sizlerin kapalı devre yaşantınızla alakalıydı, gerçekten bir evde ve hep beraber mi yaşıyorsunuz?

 

Biz çok sosyal insanlarız. Çok geniş bir arkadaş çevremiz var. Çok dolu, hareketli bir hayat yaşıyoruz. Adnan Oktar Hocamızın kitaplarından, çalışmalarından faydalanarak yaptığımız TV programlarımız her gün var. Bizim de katıldığımız Sayın Hocamızın canlı yayın programları ise bildiğiniz gibi her gün en az 5-6 saat sürüyor. Ayrıca yurt dışı ve yurt içinde Hocamızı temsilen çok sayıda konferansa katılıyoruz. Bu çalışmalarımızın yanı sıra hepimizin ayrı ticari faaliyeti var. Her gün mutlaka spor yapıyoruz. Eğlenceler düzenliyoruz. Dolayısıyla bizim kapalı bir hayat sürmemiz mümkün değil. Kendi ahlakıma, yaşam şeklime benzer kişilerle arkadaşlık etmeyi tercih etmem ise çok doğal.

 

-Hayalleriniz, amacınız nedir; kendinizi on yıl sonra nerede görüyorsunuz?

 

Biz çok yenilikçi insanlarız. Bu konuda Hocamız bizi çok teşvik ediyor. Sosyal, teknolojik, ekonomik gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Bütün bunları İslam’ı daha güzel yaşayabilmek, anlatabilmek ve en önemlisi Allah’ın rızasını kazanabilmek için yapıyoruz. İnşallah Hocamızın da hep müjdelediği gibi 10 yıl sonra Türk İslam Birliği’nin gerçekleştiğine hep beraber şahit olacağız. Allah Müslümanların birleşmesini Kuran’da farz olarak bildirmiştir ve Müslümanların şu anda içinde bulunduğu zor durumun, barış, huzur, güven ve neşe dolu bir hayata dönüşmesi için tek çözüm İttihad-ı İslam’dır; İslam Birliğidir. Adnan Oktar Hocamızın yıllardır bu yönde yaptığı çalışmalar, teşvikler gerçekten çok önemli ve gerekli. Kendisinin hiçbir karşılık beklemeden, sadece Allah rızası için yaptığı çok samimi faaliyetler tüm dünyada çok etkili oldu. Ben de arkadaşlarım da dünyanın her yerinden pek çok insanın fikren uyanışına sebep olan bu faaliyetlere destek olacak ilmi faaliyetlerde bulunuyoruz, bulunmaya da devam edeceğiz. Ayrıca Kuran’da Allah Hz. İsa’nın kıyametten önceki son dönemde dünyaya 2. kez gönderileceğini bildiriyor. 10 yıl sonra yani inşallah 2023’lerde Hz. İsa’yı ve Hz. Mehdi’yi hep birlikte göreceğiz. Allah bu iki kutlu şahsın vesilesiyle bizlere çok güzel bir dönem yaşatacak inşallah.

 

-Sohbetten önce türkü dinleyip, dans etmeniz ilginç değil miydi, sanki ekrana dönmenizi kutladınız gibi geldi bana?

Adnan-Oktarin-aslanlari_1396813030

Müslümanların gülmeyen, eğlenmeyen, neşesiz, içine kapalı, kadınları hor gören, aşağılayan, güzellikten, estetikten, sanattan, müzikten zevk almayan kişiler olmasını isteyen bağnaz yapıyla, İslamiyet’in gerçekte hiç bağdaşmadığını göstermek için arkadaşlarımız müzik dinleyip dans ettiler. Son derece de eğlenceliydi. Bu davranışlar tüm dünyada Müslümanlara yönelik hakim olan gereksiz korkuyu, önyargıyı, tedirginliği ortadan kaldırır ve insanların İslamiyet’e sevgiyle yaklaşmalarına vesile olur inşallah. Çünkü Kuran ahlakı ve Peygamberimiz’in (sav), sahabelerin ve diğer tüm peygamberlerin sünneti bunu gerektirir. Allah insanları bu fıtrat üzere yaratmıştır. Yoksa uydurma hurafelere göre İslam adına dine yerleştirilmiş olan yanlış uygulamalar, yasaklar insanların İslam’dan uzaklaşmasına ve çekinmesine sebep olur. Nitekim bu hurafelere inandığını söyleyen insanlar bile bu hurafelere gerçekte uymuyorlar. Bu yanlışlığı tamamen ortadan kaldırana kadar ilmi mücadelemiz devam edecek inşallah.

 

HANIM ARKADAŞLARIMIZ EKRANA ÇIKACAK

 

ERDEM ERTÜZÜN

 

-Kedicikler artık hiç mi program yapmayacak?

 

Allah’ı anmak, İslam ahlakını tebliğ etmek bayan olsun erkek olsun bütün Müslümanların üzerine önemli bir sorumluluktur. Dolayısıyla hayatımızın sonuna kadar insanlara Allah’ın varlığını anlatmaya, doğruyu güzeli anlatmaya devam edeceğiz. Bayan kardeşlerimiz de gerek şu ana kadar yapmış oldukları bütün programlarda, gerekse Avrupa’nın, Amerika’nın ve Ortadoğu’nun önde gelen gazete ve dergilerinde yayınlanan makalelerinde Müslümanlığın güzel ve modern yüzü oldular. Hem İslam dinini hem de ülkemizi tüm dünyaya en güzel şekilde tanıttılar. Türkiye’nin demokratik, fikirlerin özgürce konuşulabildiği, İslamiyet’in en güzel şekilde yaşandığı, kadınlara hak ettikleri değerin verildiği, bağnazlığın etkili olmadığı bir ülke olduğunu gösterdiler. Ancak bazı kişilerin bu güzel niyeti anlayamamasına, farklı yorumlamış olmasına ve bunu hiç yakışık almaz bir üslupla dile getirmiş olmasına haklı bir tepki olarak bir süreliğine yayınlara çıkmama kararı aldılar. Bu yanlış zihniyet ülkemizin geleceği açısından son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir, bunun görülmesini istiyorlar. Yine de bazı bayan arkadaşlarımız son dönemlerde hocamızla birlikte yayınlara katılıyor.

 

Kaynak:vivahiba.com

ucler-kuyumculuk ersin yolat
Tasarım | Enba