erakoç
Eminhaber.Org
dila
Ana Sayfa MANŞETLER, ÜST MANŞET 6 Temmuz 2018

İdam mı, ahlak mı, eğitimi mi?

Gündemimiz de idam var.Bizler neden birbirimize sahip çıkamıyoruz.Hepimizin derdi karnımızın doyması değilmiydi?Bu kadar tok yaşadığımız şu dünyada neden ahlakımız bu kadar aç bırakılmıştı.

Küçük bir çocuğun ahlaki eğitimde sağlam temellerinin atılması ilk üç yaştır.Sonraki üç yaşta atılan bu temelin üzerine duvar örülür örülen bu duvarda ne kadar sağlam tuğlalar yerleştirilirse duvar da o kadar sağlam olur.Bu duvarın örülmesinde ve sağlamlaştırılmasında anne eğitimi ve anne özverisi çok etkilidir.

Suç oranlarında en çok dikkatimizi çeken durum suçu işleyen veya suça karışan insanların sevgisiz kaldığı veya sevgi görmediğinden kaynaklandığıdır.

Toplumda da birbirimizi yeterince sevmiyor ve birbirimize destek olmuyoruz.Özellikle kişiliğini tamamlamamış ve kendisine özgüveni olmayan insanlar suça ve suç işlemeye daha meyillidir.Kendi ailesi ile ilgili sorunları çözemeyen veya ailesinde şiddet ve baskı gören insanlar çok rahat yalan söyleyerek bulundukları ortamda kargaşa çıkartabilir.

Şiddet görerek büyümüş bir yetişkin sessiz sakin el altından sinsice karışıklık çıkartarak huzursuz bir ortama neden olabilirken her istediği yapılmış ( özgüven de iyi) şımartılan bir yetişkinde aleni bir şekilde ortamda ki kişileri huzursuz edebilir.

Çocuklara küçük yaşlardan itibaren dini eğitim verilmelidir dini eğitim verilirken de ahlaki eğitimle desteklenmelidir.

Peygamberimiz hz.Muhammed (s.a.v) güzel ahlakı mutlaka küçük yaşlardan itibaren tüm çocuklara anlatılmalıdır.Bunun yanında islam dinimizin emir ve yasakları çocuklara iyice öğretilmelidir.

Küçük bir köpeğin ayakları satırla küçük çocuklar tarafından kesiliyorsa,küçük bir kız çocuğu aç bırakılıp öldürülüyorsa,atlar kavurucu sıcaklarda aç susuz ölüme terkediliyorsa aslında toplum olarak tüm bunların bizler de birer suçlusuyuz.

Televizyon dizi ve sinema filmlerinde ailece oturup ahlakı değerlerimiz yerler altına alınsa bile izliyoruz.

Bir düğün bayram vs. olduğu zaman çocuklarımızı olduğundan daha serbet bırakıyoruz.Onların çocuk olduğunu unutuyor ve onları uzaktan dahi gözlemlemiyoruz?

Beğenilerimize geldiği zaman hayvanları kullanıyoruz ,seviyoruz fakat asla hayata hayvanların gözüyle bakamıyoruz.Bir kedinin yanından geçen araba sesinden korkarak irkilmesi bile bizi etkilemelidir.

Helede hayvanlar için hayat insanlara göre daha zordur.Allah insanı en yüce varlık olarak yaratmıştır ve değer vermiştir.Bunun sonucu olarak ta bir Müslüman bilerek bir Müslümanın canına kıyıyorsa cezası idam olmalıdır.

İslamda kurallar gayet açık ve nettir.İşlenen cezaların hükümleri de bellidir.

Bir kimsenin hayatına saldıranın, bunu hayatıyla ödemesi, birinin vücudunu yaralaması, kendi bedeninde bunun karşılığı kadar zedelenmeye uğramasını gerektirir. Bu, insana ve onun haklarına bir saygıdır.Öldüreni affetmek, ölenin hakkına tecâvüzdür. Kur’an, öldürenin (katilin) bağışlanmasını tavsiye etmektedir. Ancak, bu af yetkisi, yalnızca ölenin yakınlarına âittir. Onlar dilerse affederler, dilerse diyet (kan bedeli) alırlar. Ama affetmezlerse, suçlunun cezâsı verilmelidir. Bu cezâyı da ancak müslümanların işlerini yürüten yetkililer (İslâm devletinin yöneticileri) yerine getirebilir.

Kısas, Kur’an’ın tesbit ettiği bir cezâdır. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bunu hem uygulamış hem de tavsiye etmiştir. Bütün İslâm âlimleri bu konuda fikir birliği (icmâ) etmişlerdir. Akıl yönünden de bu cezanın gerekliliği ortadadır. Bir tarafta suçlu, bir tarafta ise haksızlığa uğrayan taraf vardır. Suçlunun ceza alması, haklının da hakkının ödenmesi gereklidir.

Öldüren katilin yaşama hakkı, öleninkinden daha kutsal değildir. Kısasta insanlar için hayat vardır. Hem ahlâk yönünden, hem sosyal barış yönünden, hem caydırıcılık yönünden, hem de merhamet yönünden en tutarlı yol, kısastır. Allah, insanları bu konuda akıllı davranmaya çağırıyor. Kötülüğün cezâsı, yapılan kötülük kadardır. Ancak affedip barışma yolunu seçenlere Allah mükâfat verecektir (42/Şûrâ, 40). İslâm’da, ne zulmetmek vardır, ne de zulme uğrayınca sessiz kalmak. Kur’ân-ı Kerim, haklının hakkını ortaya koyduktan sonra, hak sahibini affetmeye çağırır. Bu da tam bir denge, adâlet ve merhamettir. Kısas cezâsını uygun ve gerekli gören bizzat Allah’tır.

ersin yolat

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Lütfen işlem sonucunu yazınız * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

Uyarı! Suç teşkil eden, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tasarım | Enba