Eminhaber.Org
Ana Sayfa MANŞETLER, ÖZEL HABER, SİYASET, ÜST MANŞET 3 Ocak 2015

Avrupa, Türkiye ve Kıbrıs

Avrupa, Türkiye ve Kıbrıs
Ali Baba Halı Yıkama

Türkiye, AB’ye adaylık için başvurduktan 40 yıl sonra resmi aday statüsü kazanmış ve 15 yıldır da AB’ye tam üyelik için düz duvara tırmandırılmaya çalışılıyor. Türkiye,1999’da resmi aday statüsü kazandığından bu yana düşünce, ifade özgürlüğü, insan haklarının genişletilmesi v.b alanlarda büyük reformlar yapmış ama yaptığı reformların AB nezdinde hiçbir karşılığı olmamıştır. İdeolojik, etnik ve dinsel düşünen Avrupalılar Müslüman ve Türk olan bir devleti bünyelerine katmak için hiçbir zaman iyi niyetli bir düşünce içine girmemişlerdir. Öyle ki, Avrupa’nın desteklediği GKRY ve KKTC arasında anlaşma sağlanması için hazırlanan Annan Planını, Türkiye’nin kabul etmesi halinde üyeliğinin kesinleşeceğini söyleyen Avrupalı üst yetkililer bile oldu. Referandum sonucunda Rum halkının % 75 ile plana hayır dediği, Türk tarafının ise % 65 ile evet dediği ve planın kabul edilmediği bir ortamda yine cezalandırılan Türk tarafı olmuştur. Annan Planını kabul etmeyen GKRY AB bünyesine dahil edilirken, planı kabul eten KKTC yine birliğin dışında bırakılarak KKTC’yi yalnızlaştırılma politikası devam etmiştir. Bu referandum sonucuna binaen dönemin BM Genel Sekreteri, ‘‘Kıbrıs Türklerine yönelik ambargo ve kısıtlamaların kaldırılması için uluslararası camiaya ve Güvenlik Konseyi’ne kuvvetli bir çağrıda bulunmuş, Kıbrıs Türk tarafının kalkınmasını engelleyen ve onları dünyadan tecrit eden uygulamalara son verilmesini istemiştir. O dönemde ’’ KKTC’ye izolasyonların kaldırılması ’’ gerektiğini savunan büyük güçler ise, sadece sözleri ile bu söylemleri desteklemişler fakat hiçbir şekilde adım atmamışlardır.

kibris

Aslında Annan Planını kabul etmeyen Rumlar, Türk tarafı için beklenilmez bir iyiliğe imza atmışlardır. Plan kabul olsaydı Türkiye’nin yasal hakları kısıtlanacak, Kıbrıslı Türkler ikinci sınıf muameleye tabi tutulacak ve Rum hegemonyası bir devlet ortaya çıkacaktı. Eğer ‘‘ EVET ’’ deseydik, Rumların bugünlerde yaşadığı ekonomik krizin içinde olacak ve kendi ayağımıza sıktığımızı o zaman fark edecektik. Devamında biz 450.000 dönüm kadar toprak vermiş olacaktık. Yani plan olumsuz da sonuçlansa olumlu da sonuçlansaydı, Türkiye ve KKTC’nin kaderi değişmeyecekti. Bugün AB’ye tam üyelik için Kıbrıs şartını sunanlar, bu mesele olmasaydı başka bir meseleyi sorun yapacak ve o bahane politikası üzerinden Türkiye’yi kapıda bekletmeye devam edeceklerdi. GKRY’nin adanın tamamını temsilen AB’ye üye olmasını kabul ederek, Türkiye’nin fiili ve hukuki varlığını ihlal etmiştir. GKRY ise, liman ve havalimanlarını kapattığı ve Gümrük Birliğini ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye’ye 6 faslı kapatmış durumda. Türkiye’nin GKRY’ne limanla­rını açmadığı ve ek protokolü uygulamadığı için AB Dış İlişkiler Konseyi 8 başlığa blokaj uygulamaktadır. AİHM, ise Türkiye’yi Kıbrıs Barış Harekatından dolayı 90 milyon avroluk tazminata mahkum ederek, bu sorunu derinleştirmiştir. Türkiye’nin bu miktarı ödemeyeceğini ve kabul etmediğini zamanın Dışişleri Bakanı Davutoğlu dile getirerek, kararı tanımadıklarını da beyan etmiştir. Irak savaşında İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin ABD’ye destek vermesi, oradaki suçların ortağı olması anlamına gelmektedir. Peki, neden İngiltere ve Fransa’ya herhangi bir tazminat söz konusu olmuyor da, Türkiye böyle bir sorunla karşılaşıyor?

basbakan-ahmet-davutoglu-atina-ya-gidecek-6673783_x_6739_o

Avrupa Birliği, çoğunluğu Müslüman bir devleti bünyesine katmayacak kadar ideolojik bir saplantı içerisinde. Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesinin ‘‘Lizbon ve Zürih’’ antlaşmasındaki hakkından doğan bir reaksiyon olduğunu göremeyecek kadar ideolojik bir saplantı bu. Türkiye’de AB’ye gireceğine inanmayacak kadar Avrupa’nın değerlerine ulaşmayı hedefleyen büyük bir ülke. Türkiye, ‘‘İnsan Hakları, Hukukun Üstünlüğü, Demokrasi, Özgürlük’’ gibi Avrupa değerlerini üst seviyeye çıkarmanın, refah ve huzur içinde yaşatabileceği bir toplum oluşturmanın derdindedir…

Tasarım | Enba