Eminhaber.Org
Ana Sayfa SİYASET 27 Ocak 2013

Hakan Atalay; 'Beşiktaş için Adayım'

CHP Beşiktaş Üyesi ve 24. Dönem Milletvekili
Adayı Hakan Atalay, Beşiktaş Belediye Başkan Aday Adayı olduğunu düzenlediği
basın toplantısıyla duyurdu. Çok sayıda partilinin basın toplantısına katılarak
Hakan Atalay’a destek vermesi dikkatlerden kaçmadı.  Atalay, CHP Beşiktaş İlçe Örgütün de yaptığı
basın toplantısında, “Partime
hizmet etmek için, Beşiktaş halkına hizmet etmek için adayım''
dedi.

Pazartesi
gününden itibaren çalışmalarına başlayacağını belirten Hakan Atalay basın
toplantısında aday adaylığını şu açıklama ile duyurdu;

Bugün 27 Ocak. Uğur Mumcu’yu kaybedeli
20 yıl oldu. Bazı insanlar, bazı fikirleri kimliklerinde yaşatır. Hem de öyle
bir yaşatırlar ki, artık o kişi sadece bir bireyden fazlası oluverir ve
kahramanlaşır. İşte Uğur Mumcu da benim ve her Atatürkçü’nün kahramanıydı. 24
Ocak 1993 Pazar günü kalemi yere düştü. Kırılmadı ama. Davasını da kalemini de
her gelen nesil bir önceki nesilden devraldı. Yürekli yiğitlerin bekçiliğinde
bugüne geldi. İşte Uğur Mumcu’nun fikirlerinin 20  yıldır hiç yaşlanmadan, hiç yıpranmadan inancı
ve davasıyla bugüne erişmesinde en büyük katkısı olan partimizin, siz değerli
üyelerini bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Ne acı ki Uğur Mumcu’yu katleden,
Madımak’ı yakan, Maraş’ta insanları ölüme terk eden, Ahmet Taner Kışlalı’yı,
Behice Boran’ı, Abdi İpekçi’yi ve daha nice aydınımızı aramızdan alan zihniyet,
Türkiye’de yıllardır hükmünü korumaktadır. Gramsci, “Devrimci olan gerçeğin kendisidir.” der. İşte Uğur Mumcu da diğer
aydınlarımız gibi Türkiye’nin gerçeklerini halka göstermiş, bize yarınlar için
bir yol çizmiştir. İşte devrimci karakterini Ulu Önder Mustafa Kemal
Atatürk’ten alan bizlere düşen görev, etki alanımızın olduğu her karış toprağı,
çağın ötesine taşımak için mücadele etmek ve bu uğurda Rahmetli Uğur Mumcu
kadar cesur ve çalışkan olabilmektir. En küçük mahalle örgütünden, Genel
Merkez’e kadar CHP’nin tüm kademeleri bu görevi yerine getirmekle mükelleftir.
İşte ben de bunun için Beşiktaş’ta belediye başkanlığı görevine talip olduğumu
açıklıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi, dünyada çok
az partinin sahip olabileceği derecede büyük ve önemli bir sorumluluğa
sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olan CHP, Ulu Önder Mustafa
Kemal’in 6 ilkesini sahiplenmiş ve bu 6 ilke doğrultusunda ilerleyip, bu 6
ilkeyi yaşatmayı kendine görev edinmiştir. Bu ilkeler doğrultusunda bir
özetleme yapmak gerekirse, biz CHP’lilere düşen sosyal demokrasinin yaşamın her
noktasında hissedildiği, laik bir yönetim anlayışıyla çağın ötesine geçmektir.
Bu amaca gitmeyen her yol, duraklamadır. Cumhuriyet Halk Partisi konjonktür
değil, misyon partisidir. Dolayısıyla CHP’nin yerel ve genel anlamda başarısı,
aldığı oyun oranıyla birlikte temel hedefine ne kadar yaklaştığıyla
ölçülebilir.


Ben de bu noktada lafı fazla uzatmadan, CHP Beşiktaş’ta ne kadar
başarılıdır? Sorusunu sormak istiyorum. Dünya’da birçok şehir gezdim. Eminim
aranızda da Avrupa şehirlerini gezmiş yoldaşlarım vardır. Herhangi birine “Beşiktaş” dediğinizde ne cevap
aldınız? Kaç kişi Beşiktaş’ı bir ilçe olarak tanıyor? En iyimser tahminle yüzde
1.

Bir yerel yönetimin mevcut durumunu
anlatmak için genelde önceki yönetimlerle kıyaslamalar yapılarak istatistikler
kullanılır. Sayfalarca rakamın alt alta yazılıp, bu sayıların büyüklüğü ya da
küçüklüğüne göre bir yerel yönetim değerlendirmesi yapmak mümkündür. Ancak ben
yaşamın rakamlarla anlatılabileceğine çok inananlardan değilim. Yaşamın
sayılarla ifade edilemeyecek kadar karmaşık olduğunu düşünüyorum. Peki, bir
yerel yönetimin başarısı neyle ölçülür? İşte bu soruyu cevaplarken
bahsettiğiniz yerelin potansiyelinden ve bulunduğu noktadan haberdar
olmalısınız. Ben Beşiktaş’ın potansiyelinin herhangi bir ilçenin potansiyeliyle
kıyaslanmaması gerektiğine inanıyorum. Beşiktaş, hem bulunduğu yer, hem
kültürel yapısı hem de ekonomik yapısı itibariyle Türkiye’nin en önemli
ilçesidir. Önemli olan bu güzide ilçemizi dünya Markası yapabilmektir. Bu da
ancak çağın ötesinde bir bakış açısıyla gerçekleştirilebilir. Öncelikle
Beşiktaş’ı nasıl gördüğümüz önemli. Ben Beşiktaş’ı, üzerinde yaşayan her
canlının yaşamaktan mutlu olduğu bir yer olarak hayal ediyorum. Emeklilerin “Ege’de bir sahil kasabası” hayali
kurmasına gerek bırakmayan, engellilerin sorunlarına duyarlı, nefret suçlarının
olmadığı, sosyal demokrasinin yaşamın her alanında hissedildiği, hayvanlara
değer verilen ve doğa haklarına saygı duyulan bir anlayışla Beşiktaş’ımızın bir
dünya markası haline gelmesi hiç de zor değildir. İşte bu açıdan bakınca, hep
beraber Beşiktaş ta daha yapılacak çok işimiz olduğunu görüyorum.

Bir yerelin sorunlarını tanımlarken
yapılması gereken ilk şey yerelin sosyal bileşenlerini doğru konumlandırmaktır.
Hangi görüş ya da inançta olursa olsun kimseyi ayırmadan her kesimin
ihtiyaçlarını belirlemek ve çözümler getirmek gerekmektedir. Aksi halde “yerel yönetim” kavramı anlamsızlaşır
ve yaptığınız işi itibarsızlaştırmış olursunuz. Bunun yanında da tüm yerel
yöneticiler bilmelidir ki, hem belediyenin hem de şahısların cebine hakkı
olmadığı halde giren her kuruş, belediye eliyle yapılmış hırsızlıktır ve bunun
hesabını hiçbir yönetici veremez. Belediye Başkanı başta olmak üzere Beşiktaş
Belediyesi ve Belediye’ye bağlı olan her kişi ya da kurum Beşiktaş’ın birer hizmetkârıdır.

 Zaman kavramının en önemli olgu haline
dönüştüğü, saniyelerin hesabının yapıldığı 21. Yüzyılda, yerel yönetimlerin
koyu bürokrasiyi bir kenara atma zamanı gelmiştir. Belediyeler, vatandaşa ve
yerelin diğer tüm bileşenlerine hizmet noktasında en kolaylaştırıcı ve en hızlı
şekilde hareket etmelidir. Bunun yanı sıra belediyeler gerçek anlamda şeffaf
bir hizmet anlayışına sahip olmalıdır. Bütün bu bahsetmiş olduğum değerler
Beşiktaş için düşündüğüm birer proje değil, bütün yerel yönetimlerde uyulması
gerektiğine inandığım etik değerlerdir. Dolayısıyla bu değerlerin hiçbirinden
taviz verilemez. Nitekim etik değerlerle temellendirilmemiş bir yönetim
anlayışı çökmeye mahkûmdur.

Beşiktaş’ın yönetimine geldiğim
takdirde, tüm projeler bir yana, her şeyden önce bu etik değerlere bağlı
kalacağımı ve hiçbir yönetim ve hizmet mekanizmasının bu değerlerin dışına
çıkmayacağını belirtmek isterim. Beşiktaş’ı Genel Başkanımızın söylediği gibi “imar planı olarak değil, vatan olarak
göreceğiz.”

Bu etik değerlerin üzerine
konumlandırılacak her proje, Beşiktaş’ı bir dünya markası haline getirmeye daha
da yakınlaştıracaktır ve bir dünya markası olmak için ilk gereklilik
demokrasidir. Genelde ülke yönetimlerinde karşılaştığımız demokrasi kavramı
aslında hayatın her kademesinde olması gereken bir olgudur. İşte yerel
yönetimler de bu kademelerin en önemlilerindendir.

Yönetime geldiğimiz ilk günden
itibaren, hangi din, hangi mezhep ve hangi ideolojiden olursa olsun herkes
benim gözümde eşittir. Modern yönetim anlayışının en büyük gerekliliği de
budur. Beşiktaş’ta yaşayan her insanın kendi kimliğine uygun, özgürce yaşama ve
ibadet etme hakkı bizzat Beşiktaş Belediyesi tarafından koruma altına alınacak
ve gerekli her türlü koşul Belediye tarafından sağlanacaktır.

Unutmayınız ki yaşanan yer,
yaşayanlara aittir. Mahalleler, sokaklar, caddeler, ilçeler halkındır. Yerel
yönetimler de bu noktada düzenlemelerde bulunurken halka sormak
mecburiyetindedir. İşte bu nedenle ben, Beşiktaş’ta ilçe referandumlarının
yapılması gerektiğine inanıyorum. Yerelin silüetini, estetiğini ya da o bölgede
yaşayan halkın yaşam koşullarını etkileyecek yaptırımlarda öncelikle halka
sorulacaktır. Yani halk, kendi yaşam alanını kendisi şekillendirecek, belediye
ise yalnızca aracı olacak, halkın sözcülüğünü yapacaktır.

 Bir kültür köprüsü olan, her dinin, her dilin,
her milletin saygı gördüğü Beşiktaş, bir “Barış
Akademisi”
ne ev sahipliği yapmalıdır. Bilim insanlarının, sanatkarların,
gazetecilerin, her siyasal görüşten, her dinden kısacası her kesimden barışa
inanan insanların yıl boyunca periyodik olarak vereceği seminerler,
konferanslar ve derslerle Beşiktaş, aynı zamanda bir okul niteliği
kazanacaktır.

Ben Dünya’nın sanatla değişebileceğine
inanıyorum. 16. Yüzyıl Rönesans örneği bunun en büyük ispatıdır. İşte bu yüzden
Beşiktaş da tüm sanatçıların evi olmalıdır. Sanat sokağı projesi ile isteyen
sanatkarlara ücretsiz alanlar ve çalışmalarını yürütmeleri için asgari şartlar
sağlanacak, bu eserler yazları da Beşiktaş’ın farklı bölgelerinde
sergilenecektir. Bu şekilde Beşiktaş bir sanat sergisi unvanı da kazanacaktır.

 Beşiktaş, engellilerin sokaklarında ve
caddelerinde rahatça dolaşabildiği, hayata katılabildiği bir ilçe olacaktır. Bu
konuda gereken tüm düzenlemeler yapılacak ve engellilerin engelli olduklarını
unutturacak tüm unsurlar devreye sokulacaktır. Unutmayalım ki hepimiz geleceğin
birer Engelli adaylarıyız.

 Özellikle öğrenci nüfusunun çok yoğun olduğu
Beşiktaş’ta, genç kızlarımız günün her saatinde sokaklarda korkmadan
dolaşabilmeli, çocuklarımız sokaklarda oynayabilmeli, insanlar geceleri korku
değil güven hissederek yürüyebilmelidir. Bu amaç doğrultusunda da sokakların
güvenliği en üst düzeyde sağlanacak, 
güven timleri sürekli olarak Beşiktaş’ın güvenliğini sağlayacaktır.

 Beşiktaş yalnızca insanların değil, üzerinde
yaşayan tüm canlı unsurlarındır. Doğa Hakları, tüm yerel yöneticilerin saygı
duymak zorunda olduğu en önemli unsurdur. Bu konuda, entegre katı atık
yönetimi, çevre dostu binalar ve karbon ayak izi konularında Avrupa
standartlarında çalışmalar yapılacak ve Beşiktaş dünya standartlarının üzerinde
doğal bir yaşam alanı kimliğine kavuşacaktır.

Hayvanlar da unutulmayacak ve sokak
hayvanları için rehabilitasyon merkezleri açılacaktır. Sokak hayvanları,
kurtulunması gereken “şey”‘ler değil,
sahip çıkmamız gereken değerlerdir. Ayrıca Beşiktaş içinde hayvanların meta
olarak görülmesi engellenecektir.


20. yüzyılın en büyük şairlerinden,
değerli üstad Nazım Hikmet, Güneşin Sofrasında Söylenen Türkü isimli şiirinde “Dostların arasındayız, Güneşin
sofrasındayız”
der. Evet dostlarım. Güneşin sofrasındayız. Ve bize düşen, o
sofrada oturan her dosta kucak açıp yüzlerinde mutluluğu görebilmektir. Ben
işte bu yüzden aday adayıyım ve Beşiktaş Belediye Başkanlığı’na talibim. Meclis
üyeliği, milletvekilliği ya da belediye başkan yardımcılığı hedefiyle değil,
belediye başkanlığı hedefiyle yola çıktım. Benim işim de, evim de, kongre üyesi
olduğum ve tuttuğum takım da Beşiktaş’ta. Beşiktaş halkından aldığım destek ve
güçle de bu kutsal göreve talip oldum. O yüzden bizim işimiz Beşiktaş, gücümüz
Beşiktaş…

Yorumlar

Tasarım | Enba