Eminhaber.Org
Ana Sayfa ARNAVUTKÖY, ÖZEL HABER, RÖPORTAJ, SİYASET, ÜST MANŞET 22 Ocak 2020

Kanal İstanbul tartışmalarında Arnavutköylüler ne diyor?

Ali Baba Halı Yıkama

‘Köylünün yeri köylüde kalsın’

Kanal İstanbul ile ilgili tartışmalar ve birbiri ardına gelen açıklamalar devam ederken tam da projenin odağındaki ilçeden, Arnavutköy’den ve Arnavutköy’e bağlı Kanal İstanbul güzergahındaki mahallelerden tepkileri ölçmeye çalıştık. Kanal İstanbul güzergahında yer alan Sazlıbosna, Dursunköy, Baklalı, Yeniköy ve Karaburun Mahallelerinde yaşayanların nabzını tutarak, proje hakkındaki fikirlerini sorduk..

Tuğçe HUY: Emin Haber/ARNAVUTKÖY… Kanal güzergahında bulunan mahallelerde vatandaşlar projeye karşı olmamakla birlikte projenin yapım aşamasında yerlerinden yurtlarından edilme endişesi yaşıyor, mağdur edilmek istemiyor.. “Basından duyduğumuz şekliyle bir şehir planı yapılırsa eğer, köyümüzde tarıma dair hiçbir şey kalmayacak” diyen bazı köylüler, projenin bölgede tarım ve hayvancılığı bitirmesinden endişe ediyor.

‘KÖYLÜNÜN MAĞDUR EDİLMEMESİ LAZIM’

(Dursunköy) Murat DERE; “Yerlerimizin bizden alınmasını istemiyoruz. Kamulaştırmanın sadece kanal üzerinde bulunan arsalar için yapılmasını istiyoruz. Mecburi bir devlet projesi olduğu için sadece kanal güzergahının istimlak yapılıp alınmasını istiyoruz. Onun haricinde bir istimlak ya da kamulaştırma istemiyoruz. Geri kalan yerlerin yani kendi yerlerimizin bizde kalmasını istiyoruz. Burada bir kamulaştırma yapılmazsa köylünün yeri köylüde kalırsa bizim için daha iyi olacak.

Ayrıca yer değeri konusunda da maruzatımız var.  Yer değerinin öncelikle bir kendi piyasa değeri var, mesela burada piyasa değeri yerine göre 300-400 TL civarında gidiyor. Kamulaştırma ise rayiç bedelden olduğu için düşük 80 ila 150 TL arasında diye biliyorum tam net değil. Yani normal piyasanın en az %50 altında gidiyor. Kanal güzergahında olduğu için ona yapacak bir şeyimiz yok. Ancak burası 600 yıllık bir köy. Yer anlamında toprak anlamında köylünün mağdur edilmemesi lazım. Yani bizden alınıp, 2. 3. Şahıslara verilip biz buradan çıkıp onlar burada yerleri kullanıp değerlendirirse bu yanlış olur”

‘KÖYÜMÜZDE İMAR SORUNU YAŞIYORUZ’

(Dursunköy) Erkan KARANFİL; “Çiftçiliği bıraktım, ben burada demirci dükkanı işletiyorum. Kanal’a gelirsek biz yapılmasına karşı değiliz. Yapılsın ancak köyümüzün bir an önce imara açılması lazım. Öncelikle burası çok eski bir köy olmasına karşın nüfusumuz çok azaldı. Sebebi de evlenen gençlerimiz burada ev yaptıramıyor. Böyle oluncada burada bulunan yerini gidip satıyor,  Çatalca’da, İstanbul’da daire alıyor. Yani burada ne yaparsa yapsın zaten imara açmazsa insanlar kendi kalkıp gidecek. Bunu kaldırmasına gerek yok. Burada en önemli şey imara açması lazım. Başka hiçbir şey yapmasın. İmar varsa da büyük şirketler yapabiliyor. TOKİ gibi sen ben yapamıyoruz. Böyle olduğu zaman ne olacak millet satıyor yerini gidiyor başka yerlere, çocuğunu evlendirecek adam önce inekleri sonra mallarını satacak çocuğunu evlendirecek sonuçta bir adam ne için çalışır? Çocukları için çalışır.

Birde herkes bir öğrenmiş işte tarla yapılmasın satılsın. Yan, tarla mı kaldı köyde zaten. Yani düşünün burada metresi 20 liraya yer satıldı. Bütün herkes zaten yerlerini 10-15 sene önce Sazlıdere barajı yapımı esnasında zaten sattı. Köyde imar olmadığı için köylü ne çifçilikten nede krizden gitti, sebebi imar olmadığı için hiçbir şey yapılamıyor oluşu, bu nedenle köydeki arazilerin% 85’i satıldı. Halk olarak biz imarın açılmasını istiyoruz. Çoluğumuzun çocuğumuzun yanımızda kalmasını istiyoruz. Yoksa peşi sıra onlarda gidecek. İmarın açılması o kadar önemli ki çünkü imar açılırsa benim işlerim açılacak. Benim işlerim açılınca ben burada 10 kişiye ekmek vereceğim. Yani istihdam sağlanacak”

‘KÜMES DAHİ YIKILSA TADİLATA İZİN YOK’

(Dursunköy) İsmet MERİÇ; “Burada ilk kamulaştırma Sazlıdere barajıyla yapıldı. Ardından kalan yerlerde şimdi kanal projesi nedeniyle devletleştirildi. Ancak bu köyün en büyük derdi imar sorunu, inanın kümes yıkılsa tadilata izin yok. O yüzden köylü bu konuda çok mağduriyetler yaşıyor. Kendimden örnek vermek istiyorum; benim evim dökülüyordu, kirişler patlamıştı. Destekleme yapmak için mecbur duvarı kırıyorsun kolonları güçlendirmek için neyse tadilata başladıktan bir süre sonra İSKİ geldi durdurdu, yapamazsın da yapamazsın… Ben dışarıda mı yatacağım. Kavga-gürültü güçlendirmeyi yaptık. Eğer ki çatıyı almış olsaydım evin üstünden bana yaptırmayacaklardı. Yani tadilata bile izin yok.

Yine bir konu daha var ki yalnızca benim değil buradaki herkesin sorunu. Benim burada 120 dönüm arazim vardı. Şimdi elimde hiçbir şey yok. 40 yaşımdan sonra gittim fabrikada çalıştım. Ben bu zamana kadar kendi işimin patronuydum. Gittim güvenlikte çalıştım, tuvalet yıkadım, tekstilde çalıştım. Gittim çamlığa, dedim ki avukata dedim bana iş ver, dedi veremem, o zaman dedim çıkacağım dışarı dedim olay çıkaracağım. Adamda bana aynen şunu söyledi; biz her şeyi söylüyoruz ama başkanların dediği şu, ‘biz bir köyde olsa, iki köyde olsa İstanbul için kaldırırız’. Evet bu kanal projesi ülkemiz için yararlı ise yapılsın ama bizi de mağdur etmeden yapılsın. Sonuçta bizler de bu ülkenin bir vatandaşıyız”

‘ELEKTRİK SORUNU BİZLERİ SIKINTIYA SOKUYOR’

(Yassıören) İsmail YILMAZ; “Ben 10-15 sene önce eski mahalle başkanlığı yaptım. Buradaki problemimiz elektrik ve su ama özellikle elektrik kesintileri bizleri sıkıntıya sokuyor. Elektrik direklerinin döşenmesi konusunda tahminim yanlış hesaplama çünkü mesafe 100 metre olacağına 150-160 metre yapılmış direkler arası mesafe uzun olduğu zaman kablolar birbirine vuruyor. Araya üçken terazide konmamış, işte birbirine çarpan teller sigortayı attırıyor. Bununla alakalı elektrik idaresine bir sürü yazı yazdık ancak hiçbirinden cevapta gelmedi. Köyün sorunları bitmiyor. Merkezi köy olmamıza rağmen su sıkıntımızda vardı ama çok şükür su sıkıntısı çözüldü”

‘YASSIÖREN’DE YASSIÖRENLİ KALMADI’

 (Yassıören) Metin PAKÇA; “İlçemiz önceleri tarım ve hayvancılıkla geçiniyordu şimdi, çiftçilik yok denecek kadar azaldı. Köyümüzde insanlarımız başka ilçelere Hadımköy’e, Başakşehir’e, Çatalca’da ve İstanbul’a göçüyor. 380 haneden 120 hane kaldı. Genç nüfusumuz yok denecek kadar az, burada neredeyse herkes yaşlı. Yani Yassıörende Yassıörenli kalmadı.”

‘KANAL YAPILIRSA TARIMA DAİR HİÇBİR ŞEY KALMAYACAK’

(Boyalık) Serkan KORUCUOĞLU;  “Boyalık mahallesinde esnafım, 40 yıllık Boyalıklıyım. Bizim duyduklarımızda birçok kişi gibi aslında kimse bir şey bilmiyor ama herkes bir şey biliyor gibi. Kanala bu bölgenin halkı karşı değil ama kanalın yanına Cumhurbaşkanının dediği gibi yapılacaksa sıkıntı yok ama gösterdiği gibi yapılacaksa çok sıkıntı var. Orada gösterilen 50-60 katlı binalar 1 buçuk- 2 milyonluk şehir planlarıyla bu bölge halkını düşünürsek çok sıkıntı olacak gibi gözüküyor. Yoksa kanala kimsenin itirazı yok. Ancak kanalın etrafı gerçekten ranta dönüşecekse işte oradaki sıkıntı büyür. Peki neden büyür? Bir kere burası üretim yeri, burada; buğday, arpa, yulaf, ayçiçeği, mısır vesaire tarım alanları yapıyor. Hayvancılık ise tarıma nazaran daha düşük seviyede olsa da yapılıyor diyebilirim. Yukarıda bahsedilen şekilde bir şehir planı yapılırsa eğer ne yazık ki köyümüzde tarıma dair hiçbir şey kalmayacak”

BETONDAN DEĞİL DOĞADAN YANAYIZ

(Karaburun) Gökmen ALTINBAŞ; “Yeniköy’de doğdum, burada yaşıyorum. Selanik göçmeniyiz. Aynı zamanda Yeniköy Spor Kulübü’nün eski başkanıyım. Buradan geçmesi planlanan bir kanal projesi var. Ancak biz bunu istemiyoruz. Kimileri konuşuyor yok yerleriniz değerlenecek, para edecek biz parasını da istemiyoruz, pulunu da, biz bu doğa harikası burunun yıkılmasına karşıyız. Bu güzelliklerin hepsi kanal projesiyle beraber yok olacak. Bu nedenle betondan değil doğadan yanayız”

‘PARAMIZ VARSA KANALI YAPALIM’

(Karaburun) Kerim YAVUZ; “Paramız varsa yapalım. Cebimizden bir tutar çıkmayacaksa neden olmasın. Ama paramız yoksa ekonomiyi zorluyorsa bunu şimdilik erteleyelim. Ayrıca bunun artık bilimsel alanda da bir zararı olmadığını görüyoruz. Önceki gece celal Şengör TV programına bağlandı ve depreme bir etkisinin olmadığını öğrendik. Bir de şunu söyleyeyim. 16 milyonluk İstanbul nüfusunda bize dair artı da olsa eksi de olsa bizi kimse dinlemez, bunu biliyoruz. Bize artısı da olabilir ancak eksisinin daha fazla olacağını tahmin ediyorum, çünkü çok toz yiyeceğiz. Birde bugün için bir ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Belki 2050 yılında iyi ki yapılmış diyebiliriz ama şuan ihtiyacımız olan bu kanal değil diye düşünüyorum”

‘DÜNYADA YALNIZCA İKİ YERDE VAR’

(Karaburun) Tekin VİÇE;  “Kanal buradan geçerse bu kum burada olmayacak. Şu gördüğünüz Midye kırığı cinsi kum Dünya da 2 yerde var birincisi bir ülke hatırlayamıyorum. İkincisi ise Karaburun’da. Başkada hiçbir yerde yok.  Kanal olursa bu kum buradan yok olacak. Şimdi şu kumun dahi kaybolmasına sebep olacağı için ben kanala karşı gelirim. Sadece kumdan sebep. Nüfus artacak, insan kalabalığı olacak, üstüne trafik olacak ki daha şu aşamada İstanbul’un bir trafik sorunu varken böyle bir proje düşünmek hiç mantıklı gelmiyor. Günümüz İstanbul’un şuan en büyük probleminden biri trafik, önce bu çözülsün”

molavitrin

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.