h Dolar %
h Euro %
h Altın (Gr) %
h Bitcoin %
34 °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Uzman Dr. Barlas Es:

Kadın ve
Aile Kültür Sanat Merkezi’ndeki “Ahlaki Değerler ve Aile” konulu toplantıya
konuk konuşmacı olarak katılan Dr. Figen Es, insanların, Allah’ın yarattığı
kullar olarak O’nun koyduğu kurallara uygun bir yaşam sürmeleri gerektiğini
ifade etti.

                                “İNSAN İLİŞKİSİNİ GÜNEŞ SİSTEMİYLE ANLATTI”

İnsan
ilişkilerinin ve insan değerinin önemine de vurgu yapan Dr. Es, ‘insanların
başkalarına karşı kendilerini büyük görmeye çalışmasının yanlışlığına işaret
ederek güneş sisteminden örnekler sundu. Es şunları söyledi:

“Kainatta 1
milyardan fazla galaksi var. Her birinde 1 milyardan fazla güneş sistemi var.
Bunlardan bir tanesi de dünyamızı aydınlatan bizim güneşimiz. İçerisinde güneş
içeren galaksilerden milyarlarca var. Dünyamıza baktığımızda da çevresindeki 9
gezegenin en büyüğünün Jüpiter olduğunu görüyoruz. Güneşin yanında dünya nohut
tanesi kadar kalıyor. Samanyolu galaksisinde de 1 milyardan fazla yıldız var.
Güneşten daha büyük galaksiler de var..”

Dünyada
yaşayan milyarlarca insandan birisi de kendisi olduğunu söyleyen Dr. Es, iç dizaynını
Yüce Yaradan’ın yaptığını belirterek, 
“Allah beni, benim iç dizaynıma göre yapmış. Dakikada ortalama 16 kez
nefes alıyoruz. Ama biz bunun farkında bile değiliz. Rabbim havanın içindeki
oksijeni dahi ayarlamıştır. Bilim adamları henüz, kainatta atmosfere sahip
başka bir gezeni keşfetmediler. Atmosfer, en alt tabakası içinde bulunduğumuz
havayı ayarlar.” diye konuştu.

Allah’ın,
atmosferdeki azot ve oksijen arasındaki yoğunluğu dengeli yarattığını da
anlatan Dr. Es, bu yüzden şimşekler çarptığında alev yerine su damlası
çıktığını kaydetti.

Hayatın insanlar
tarafından nasıl algılandığının öneminin altını çizen Dr. Es, salondaki
kadınlara seslenerek, “İnsan ve kadın olarak misyonumuzun farkında olmalıyız.”
dedi.

                                   “MAHŞERDE
ARŞI ALANIN GÖLGESİ VAR”

Bir sağlık
taraması için gittiği Mardin’de Selçuklu sanat eseri olan bir çeşme ile küçüklü
büyüklü sıralanan havuzların özelliklerinden de bahseden Dr. Es, buradan
insanlara mesajlar verilmek istendiğini kaydetti. Havuzların şadırvanlar gibi
çok derin ve estetik olmadığını bu yüzden çok eleştirdiğini kaydeden Dr. Es,
ancak rehberin kendisini bilgilendirmesi üzerine düşüncesinin değiştiğini ifade
etti. Es, duvardan aşağıya doğru akan suyun insanın ruhlar aleminden geldiğine
işaret ettiğini ve birinci havuzda ise bebeğin anne karnındaki halinin
anlatılmak istendiğini söyledi. Dr Barlas Es, şunları söyledi:

“Havuz
sisteminde doğum geçidi ile ölüm geçidi anlatılıyor. Hesap yerinde ise kabir
hayatı ile ruhların bedenle birleştiği tasvir ediliyor. Dünyanın bir
misafirhane olduğunu bilmemiz gerekiyor. Zamanı iyi değerlendirmeliyiz. Kadın
olarak ta dünyayı iyi değerlendirmeliyiz. Arafat’tan 3 milyon kişi 16
kilometreyi Müzdelife’ye doğru yürüyor. Bir de mahşer yerini düşünün. Mahşer
yerinde de arşı alanın gölgesi var. Evlatlarımıza eşit davranırsak arşı alanın
gölgesinde oluruz. Günümüzde maddi imkanlar ve dünyevi meşguliyetler yaşam
tarzımızı etkiliyor.  Özellikle akşamları
televizyonlardaki diziler çok vakit alıyor. İnsanlar geçmişte yaşadıkları acıları
televizyon dizilerini izlerken yeniden hissediyorlar. Televizyon dizilerini
izleyenler geçmişe gidip çok oyalanıyorlar ve moralleri bozuluyor. Aile içinde sohbet
kalmıyor. Çocuklarımız da büyüklerine saygı göstermiyor.’ 

Aile
içindeki kavgaların da çocuklara zarar verdiğini belirten Dr. Es, filler
tepinirken çimenlerin zarar gördüğünü anlatarak, “Sonucunda da çocuklar
kendisine değer veren eline  uyuşturucu ve
sigara tutuşturan kötü niyetlilerin yanına gidiyor.” dedi.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.